BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

Dünyada yaklaşık 10 milyon HIV pozitifin ilaçlara erişimi olmadığı için çaresizce ölümü beklediğini, oysa ki tedavi gören HIV pozitif bir kişinin herkes kadar sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdürebileceğini...
hiv pozitif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hiv pozitif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ağustos 2012 Pazar

HIV Pozitif Olduğumu Öğrenirken Neler Yaşadım

Hürriyet Gazetesi'nden Mesude Erşan, HIV pozitiflerin yaşadıklarıyla ilgili yaptığı haberlere bir yenisi ekledi ve her zamanki gibi olayları tüm çıplaklığıyla gözler önüne koydu.

İşte 60 yaşındaki, üç çocuk ve iki torun sahibi, çeşitli şirketlerde üst düzey yöneticilik yapmış, halen bir üniversitede öğretim görevlisi olan C.T.'nin yaşadıklarının anlatıldığı haber. Haberi hiç yorum yapmadan paylaşıyorum ve hem bu haber için hem de konuyla ilgili önceki haberler için Mesude Erşan'a teşekkürlerimi gönderiyorum.

Meme büyümesi rahatsızlığından şikayetçi. Hastaneye gidiyor, bayıltılıyor, ameliyata alınıyor ve tam o sırada gelen kan testi sonuçları herkesi şoke ediyor: HIV Pozitif! Apar topar dışarı çıkarılıyor, iddiasına göre, ameliyatı da yarım bırakılıyor. Kendine geldiğinde ne olduğunu anlamaya çalışıyor. O hariç herkes hastalığını öğrenmiş durumda. C.T.'nin yaşamı iyi bir eğitim, kariyer ve başarılarla dolu. Bir bankada üst düzey yöneticilik, menkul kıymetler ve sigorta şirketlerinde yöneticilik ve vakıf genel müdürlüğü yaptı. Halen de bir üniversitede öğretim görevlisi. Geçen mayıs ayında jinekomasti (erkekte meme büyümesi) nedeniyle ameliyat olmaya karar verdi. Bir arkadaşı vasıtasıyla plastik cerrah Doç. Dr. H.T.S.’ye ulaştı. Ameliyatın İstanbul Avrupa yakasındaki bir vakıf hastanesinde olmasına karar verildi. Ancak doktor C.T.’ye hastaneye girişte yine bir plastik cerrah olan S.A.’nın adını vererek kayıt yaptırmasını istedi. C.T., doktorun bu isteğini kabul etti. Ancak o doktoru hiç görmedi. Rutin prosedürler tamamlandı ve C.T. 25 Mayıs’ta saat 08.05’te ameliyata alındı. Ameliyat başladıktan kısa süre sonra kan testi sonuçları geldi: HIV pozitif. Tekrar kan testi yapıldı; bir saat sonra yenilenen kan testinin sonucu da aynıydı. C.T. uyutulduğu için olan bitenden habersizdi; ameliyatın bitiş saati 12.35 olarak rapor edildi. 

DOKTOR HESAP SORDU 
C.T. hastanedeki odasında kendine geldiğinde saat 13.00’ü gösteriyordu. Göğsünde bandaj ve drenler vardı. Eski eşi başucundaydı. Doktor geldi, eski eşe görüşmek istediğini söyledi. Uzunca bir süre sonra eski eş, yanında kardeşiyle geri döndü. C.T. etrafında yaşana tuhaf telaşa bir türlü anlam veremiyordu. 

ŞOKE EDEN TAVIR 
Daha önceki görüşmede aynı gün taburcu olabileceği söyleyen doktor da birkaç gün hastanede kalması gerektiğini söyledi. Ortada hayıra yorulabilecek bir durum olmadığını anlayan C.T. o günü ve sonrasını şöyle anlatıyor: “Daha sonra doktorum yine odaya geldi ve ‘Her şeyi konuştunuz mu?’ dedi. Eski eşim bunun üzerine doktoru çekip dışarı çıkardı. Derken ‘Enfeksiyon riski var’ deyip odamı değiştirdiler. Ortamın gerginliği artıyordu. İyice işkillenmeye başladım. Kanser oldum ve bana söyleyemiyorlar diye düşünmeye başladım. Akşama doğru eski eşim ‘Kanında HIV pozitif hareketliliği görülmüş’ dedi. O gece öyle geçti, durumu idrak etmekte zorlanıyordum. Ertesi gün doktorum yanıma geldi, suçlayan, azarlayan bir ses tonu ve tavırla ‘Ne diyorsunuz bu işe? Hepimizi riske attınız, yakışıyor mu size! Başkalarına bulaştırabileceğinizi düşünmediniz mi’ dedi. Doktorum bilerek ve isteyerek hastalığımla ilgili özel bilgilerimi hasta mahremiyet haklarımı gözetmeden, yasal olmayan şekilde başkalarıyla paylaşmıştı. Doktorun tanıdığı arkadaşımın, eski eşimin, eski kayınbiraderimin, eski kız arkadaşımın ve başkalarının daha hastalığımdan haberi oldu. Bu ciddi hak ihlali. Kan örneklerim mevzuata aykırı şekilde kodlanmadan, adım gizlenmeden dışarıda bir laboratuvara gönderildi. Yine İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü’ne ‘özel’ kodla gönderilmesi gereken kan örneği, haklarım ihlâl edilerek mevzuata aykırı bir uygulamayla ismim açık yazılı ve belgesiz olarak Ankara’ya Sağlık Bakanlığı’na gönderildi. Doktor tarafından Ankara’da kanın teslim edileceği kişinin bilgisi eski eşime SMS’le bildirilip kan doğrudan eski eşimin eline verildi ve kuryelik yapması sağlandı. Daha sonra yine kendisine telefonla doğrulama testi sonuçları aktarıldı.” 

ESKİ EŞ: BANA EŞCİNSEL OLUP OLMADIĞINI SORDULAR 
Yanına gittiğimde ameliyattan çıkmış, yatağındaydı. Bir süre sonra doktoru geldi, “Biraz görüşebilir miyiz?” diyerek beni dışarıya çıkardı. Ameliyatın nasıl geçtiğini anlatacak sandım ama, “Çok büyük bir sorunumuz var. Ameliyat sırasında HIV pozitif olduğunu öğrendik” dedi. Sonra bu bilginin ameliyatın ortasında geldiğini, bu yüzden panik yaşadıklarını, ekibin ve kendisinin çoraplarına kadar bütün giysilerini ameliyathanede bırakıp çıktıklarını ve hemen koruyucu önlemler aldıklarını anlattı. Gerçekten de ayakkabılarını çorapsız giymişti, çok şaşırdım. Derdi hasta değil, kendi riskleriydi. Sonra bana eski eşimin eşcinsel olup olmadığını, virüsü nereden kapmış olabileceğini, şüpheli bir ilişkisi bulunup bulunmadığını sordu. Kendisi ve ekibini nasıl koruyacağını bilmediğini, belki de koruyucu tedavi gerekeceğini, ancak ilaçların yan etkileri olduğunu ve bundan da çekindiğini anlattı. Başından beri tavrı ne profesyonel ne de insalcıldı... Şefkatten eser yoktu. Sonra yine aynı panikle, “Birinin ona hastalığını söyleyip ilişkide olduğu kişilere haber vermesi lazım” dedi. Ben de bir doktorum, doğrulama testi sonuçları gelmeden ve hastaya söylenmeden önce yapılması gerekenleri ona ben hatırlattım. “Hangisi kötü? Virüslü olduğunu öğrenmek mi? Sevdiğin birinin virüslü olduğunu öğrenmek mi? Sanırım ikincisi daha kötü. Belki de birincisi. Neden kötü? Virüs öldürücü olduğu için mi? Virüs bir utanç kimliği taşır mı? Anlaşılmaz duygular içinde girdaba yakalanmış gibiyim. Neresi alt, neresi üst bilmiyorum. Zombiden kötüyüm” 

SÜRECİ YÖNETME HAKKIM GASP EDİLDİ
Türkiye’de insanı insan yerine koymamanın en tipik ve vahim örneklerinden birini yaşadım. HIV pozitifli yaşam benim için yepyeni bir dönem. Süreci yönetme, düzenleme hakkı benden gasp edildi. Hastalığımı ilk öğrenmesi gereken yakın çevrem değil bendim. Bu bilgiyi kimlerle paylaşıp paylaşmayacağımı seçme hakkım elimden alındı. Kendi yetkim, onayım, kontrolüm dışında bir süreç başladı. Tedirginim, eski faaliyetlerimi yönetemez haldeyim. Cesaretim kırıldı. Eskiden yaptığım pek çok şeyi yapamıyorum. Şimdi hayatımdaki herkesle ilişkilerimi bu yeni duruma göre yapılandırıyorum. HIV pozitif olduğum bilgisinin ne kadar yayıldığını bilemiyorum. Haftada iki saat psikolojik destek alıyorum. İki buçuk saatten fazla uyuyamıyorum; ilaçların etkilerini saymıyorum bile.

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!

28 Temmuz 2012 Cumartesi

HIV Pozitif Bebek Y.O. Şimdi 16 Yaşında Ama...

Her şey 1996 yılında başladı. İzmir'de dünyaya gözlerini açan minik Y.O.'nun yaşamı, Kızılay'dan alınan kandan, kendisine HIV bulaşmasıyla altüst oldu. İlkokula başladığı gün dışlandı, veliler çocuklarını okula göndermedi. Dramı günlerce gazetelere konu olan Y.O, ne olduğunu anlamış değildi. Yaşananların ardından hukuk mücadelesi başlatan ve AİHM'e başvuran ailesi, 2010 yılında sona eren davayla Türkiye'yi 378 bin euro tazminata mahkum etti ve bir de 'ömür boyu bedava ve tam tedavi masraflarının karşılanmasına'...

Y.O., şimdi 16 yaşında... Pırıl pırıl, yakışıklı bir lise öğrencisi. Resim, müzik ve tasarımla ilgileniyor. Üniversitede bunlarla ilgili bir bölüm okumayı istiyor. Arkadaşlarıyla birlikte sergiler açıyor, org ve gitar çalıyor. En sevdiği şarkı Erkin Koray'ın efsane parçası 'Öyle Bir Geçer Zaman ki'... Çocukken kendisiyle aynı okulda okumak istemeyen, oyun oynamaktan kaçan arkadaşlarına kırgınlığı sürüyor.

Akşam Gazetesi'nden Melis Apaydın'a konuşan anne Neşe O., oğlunun ilk kez ortaokulda aşık olduğunu belirterek, şöyle konuştu: Kız arkadaşlarıyla internette konuşmayı tercih ediyor. Dışarı çıkmaktan çekiniyor. Evlenmeyi kesinlikle istemiyor. Korkuları çok büyük. İleride Türkiye'yi terk edip yurt dışında yaşamayı planlıyor. Oğlunun bir kardeşi olmasını çok istediğini belirten anne Neşe O., 'Çocukken yaşadığı dışlanmışlık kalbinde yaralar açtı. Onu her zaman anlayacak ve yanında olacak bir kardeşi olmasını çok istedi. Fakat benim sağlığım buna müsaade etmedi. Oğluma önyargıyla yaklaşmayan, bir kardeş gibi yanında olacak dostları olmasını istiyorum' diyor.

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!

11 Temmuz 2012 Çarşamba

HIV ile Yaşamda Beden Sağlığı

Yeni HIV tanısı aldıysan neler hissettiğini tahmin edebiliyorum. Bu yeni yaşantında seni neler bekliyor bilmiyorsun. Kendini yapayalnız ve çaresiz hissediyorsun. Kafanda cevaplarını bilmediğin pek çok soru var. Hastalıkla ilgili geçmişte duydukların seni ürkütüyor.

Elimden geldiğince HIV tanısı almanın yarattığı şoku atlatmana yardımcı olmaya ve bu yeni yaşamın için gerekli ip uçlarını vermeye çalışacağım.

HIV yaşamındaki 4 unsuru etkileyebilir.

Bunlar;
  • Fiziksel sağlığın
  • Ruhsal sağlığın
  • Sosyal ilişkilerin (arkadaşlar, iş, okul vs.)
  • Özel ilişkilerin (eş/partner)
Bu yazımda sadece fiziksel sağlığın hakkında yapman gerekenlerden bahsedeceğim.

HIV, her ne kadar bağışıklık sitemine zarar vermeye çalışsa da tedaviler ile sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdürebilirsin. HIV ilaçları, vücudundaki virüsü kontrol altına alır ve beden sağlığını tehdit edemez hale getirir. İlaçlarla HIV tamamen yok edilemez ama dediğim gibi etkisiz kılınabilir. İlaç tedavisi almaman durumunda ise HIV kendisini çoğaltarak bağışıklık sitemini yıllar içinde çökertir ve savunmasız kalan vücudun hastalıklara açık hale gelir. Yani AIDS evresine gelirsin.

Yapman gereken ilk şey kendine bir hastane ve doktor belirleyip tedavi sürecine başlaman. Hastane alternatifleriyle ilgili Türkiye'de HIV Tedavi Merkezleri adlı yazımda bahsetmiştim. Bundan sonraki yaşamında yılda 4 kez (3 ayda 1) hastaneye gidip kontrollerini yaptırmalısın. Hastaneye sabahtan gidersen öğlene kadar işin biter. Hastaneye ilk gidişinde biraz daha kapsamlı sağlık kontrollerinden geçeceksin ancak sonrasında sadece kolundan bir kaç tüp kan alınarak tahliller yapılacak. Bu tahliller CD4, Viral Yük ve Biyokimya testlerini kapsayacak. Bu tahliller nedir ve ne işe yarar konusunu bir başka yazımda ele alacağım.

İlk tahlillerinden sonra doktorun sana hemen ilaca başlaman gerektiğini söyleyebilir ya da 3 ay sonra tekrar kontrole gelmeni ve henüz ilaca başlamanın gerekmediğini söyleyebilir. İlaca başlama konusunu da daha sonra ele alacağız. HIV ilaçlarını yaşam boyu günlük dozlarınızı atlamadan alman gerektiğini belirtmeliyim. HIV'in çok akıllı bir virüs olduğunu ve ilaç dozlarını atlaman durumunda kullandığın ilaçları etkisiz hale getirebileceğini bilmelisin.

Sonuç olarak yılda 4 kez hastaneye gidiyorsun ve ilaca başladıysan ilaçlarını doz atlamadan alıyorsun. Beden sağlığın için temelde yapman gerekenler bundan ibaret. Bunun dışında dengeli beslenme, düzenli uyku, stresle baş edebilme, sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklardan uzak durma bağışıklık sistemini güçlü tutabilmene yardımcı olacak diğer unsurlar.

Yukarıda bahsettiklerimi yaparsan seni sağlıklı ve uzun bir yaşam bekliyor olacak.





Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!

10 Temmuz 2012 Salı

HIV Tanısı Alan Kişilere Öğütler

HIV'e ilişkin ön yargılarımız sebebiyle HIV tanısı aldığımızda büyük bir şok yaşarız. HIV/AIDS hakkında bildiklerimiz, korkmamıza, kaygılanmamıza hatta utanç ve öfke duymamıza neden olabilir. Kendimizi bir suçlu gibi hissedebiliriz. Bütün bu duygu karmaşası içinde intihar etmeyi düşünen pek çok HIV tanısı almış kişinin olduğunu biliyorum.

HIV tanısı aldıysan, sana öncelikle söylemek istediğim şey, bugüne kadar HIV/AIDS hakkında bildiklerinin çoğunun yanlış olduğu. Muhtemelen kısa bir süre sonra öleceğini, HIV pozitif olmanın AIDS olmak olduğunu, bu virüsü kolaylıkla çevrendekilere bulaştırabileceğini ve sadece ahlak yoksunu insanlarda bu virüsün bulunabileceğini düşünüyorsun.

Ama bilim senin bu bilgilerini ve düşüncelerini yıllar önce çürüttü. HIV çok uzun yıllardır kronik bir sağlık sorunu olarak tanımlanıyor ve HIV pozitif bir kişinin herkes kadar sağlıklı ve uzun bir ömür sürdürebileceğini söylüyor. Dolayısıyla öncelikle ölümü unutmalısın. Kaliteli ve sağlıklı bir yaşam için yapman gerekenleri öğrenmelisin. Bir sonraki yazımda HIV pozitif bir kişi nasıl kaliteli ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilir konusuna değineceğim.

HIV tanısı aldığında AIDS evresinde olmayabilirsin. AIDS, HIV sebebiyle bağışıklık sisteminin savunmasız olduğu ve pek çok hastalık belirtisinin ortaya çıktığı tablodur. Tanı aldığında AIDS tanımlayıcı bir hastalığın yoksa sadece HIV pozitifsindir. Diyelim ki hastalık belirtilerin var ve AIDS evresinde HIV tanısı aldın. O aşamada AIDS olarak tanımlansan bile HIV tedavisine hemen başlayarak ve diğer hastalıkların için de tedavi görerek kısa sürede sağlığına kavuşabilir ve HIV pozitif statüsüne geçebilirsin. Bundan sonrasında da yapman gerekenleri yaparak bir daha AIDS evresine gelmeden yani hastalanmadan sağlıklı bir yaşam sürdürebilirsin.

Çevrendekilere HIV bulaştırman için ya onlara kan vermiş ya da korunmasız cinsel ilişkiye girmiş olman gerekir. Belki bir de yeni anne olduysan ve hamilelikte HIV testi yapılmadıysa bebeğine HIV bulaştırmış olabilirsin. Bu üç ihtimal dışında öpüşmek, tokalaşmak, aynı bardaktan su içmek, aynı havuza girmek, aynı tuvaleti kullanmak, sivrisinek ısırması vs. ile HIV bulaşmaz. Yani sosyal ilişkiler içinde olduğun kişilere HIV bulaştırman pratikte mümkün değil.

HIV tüm dünyada yaklaşık 40 milyon kişide olan bir virüs. Virüsü taşıyan kişilerin %50'si kadın. Milyonlarca genç ve çocuk HIV pozitif. HIV her meslekten, yaştan, cinsiyet ve cinsel yönelimden, kültürden ve dinden insanın sorunu. Kısacası HIV herkese bulaşabilir, hiçbir sınıf ayrımı yapmaz. HIV pozitif olduğun için kendini suçlamaktan hemen vazgeç ve bundan sonrası için yapman gerekenleri öğrenmeye başla. Türkiye'de HIV tedavi merkezleri yazımda ismi geçen hastanelerden birine başvurarak tedavi sürecin için iyi bir başlangıç yapmış olursun.

Blogumdaki yazıları takip ederek bilgilenebilir ya da hivveaids@gmail.com adresime e posta atarak cevapsız kalan sorularına cevap bulabilirsin.

Unutma! Şu an ihtiyacın olan şey bilgi, destek ve zaman...

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!

6 Kasım 2011 Pazar

HIV ve AIDS Fobisi Nedir?

Fobi kelime anlamıyla belli bir konuda takıntılı olmak ve bu takıntıya bağlı olarak irrasyonel korku ve kaygı yaşamaktır. Hiv fobisi ya da aids fobisi yaşayan kişiler hiv ile enfekte olduklarını düşünerek korku ve kaygı yaşarlar. Aslında yaptırdıkları hiv testleri onların hiv negatif olduğunu söylemektedir. Zaten hiv in bulaşması için gerekli olan riskleri de aslında almamışlardır. Hiv açısında hiçbir risk içermeyen cinsel temasları olmasına rağmen onun yaşamında hiv ya da aids fobisi yer etmiştir artık. Test yaptırmaya devam edecektir. Bu yıllarca sürebilir çünkü ona göre testler yanılmaktadır. Psikolojisi o kadar bozulmuştur ki yaşamına devam etmekte zorlanır. Psikolojik sağlığı beden sağlığını da tehdit edecektir. İnternette aids belirtisi olarak okuduğu hastalıkları yaşamaya başlar. Çevresindeki kişilere hiv bulaştırdığına da inanacaktır. Hiv in bulaş yollarını, risklerini ve test sonuçlarını hatırlatmak onu ikna etmez. Pek çok kaynaktan araştırmalar yapar. Enfeksiyon doktorlarına gider, derdini anlatmaya çalışır ama artık onu kimse dinlemek istemez. Bu kişilerin akıllarına psikolojik yardım almak aklına gelmez. İçine düştüğü durumun aslında fiziksel bir durum değil de psikolojik bir durum olduğuna inanmaz.

Hiv ya da aids fobisi yaşayan kişiler aşağı yukarı bunları yaşarlar. Peki bu fobiyi tetikleyen unsurlar nelerdir? Ben kişisel olarak bunu hiv/aids hakkındaki toplumsal ön yargılarımıza bağlıyorum. Hiv/Aids hakkında yanlış bildiklerimiz bizleri hiv fobisi batağına sürüklüyor. Kişilerin inançları, kültürel çevresi ve din  aids korkusunu besleyebiliyor. Toplumsal olarak yanlış kabul edildiğine inandığımız bir şeyin cezası olarak düşünülüyor "aids olmak". Hiv fobisi yaşayan kişiler yanlış olarak kabul ettikleri bir davranışları sonrasında (örneğin eşi aldatma, eşcinsel bir ilişki yaşama gibi) cezalandırılmayı bekliyor. Hiv pozitif olmasalar da yaşadıkları bu korkuyla kendilerini cezalandırmış oluyorlar.

Hiv fobisi yaşayan kişiler yardımcı olur mu bilmem ama aşağıda yazdığım cümleleri bir kaç kez okusunlar;
  • Hiv pozitif olmak bir ceza değildir.
  • Hiv belli grupların hastalığı değildir.
  • Hiv pozitifler suçlu değildir.
  • Hiv kronik bir sağlık sorunudur. Ölümcül değildir.
  • Sosyal ilişkilerle hiv bulaşmaz.

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!