BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

Dünyada yaklaşık 10 milyon HIV pozitifin ilaçlara erişimi olmadığı için çaresizce ölümü beklediğini, oysa ki tedavi gören HIV pozitif bir kişinin herkes kadar sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdürebileceğini...
hiv fobisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hiv fobisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Kasım 2011 Pazar

HIV ve AIDS Fobisi Nedir?

Fobi kelime anlamıyla belli bir konuda takıntılı olmak ve bu takıntıya bağlı olarak irrasyonel korku ve kaygı yaşamaktır. Hiv fobisi ya da aids fobisi yaşayan kişiler hiv ile enfekte olduklarını düşünerek korku ve kaygı yaşarlar. Aslında yaptırdıkları hiv testleri onların hiv negatif olduğunu söylemektedir. Zaten hiv in bulaşması için gerekli olan riskleri de aslında almamışlardır. Hiv açısında hiçbir risk içermeyen cinsel temasları olmasına rağmen onun yaşamında hiv ya da aids fobisi yer etmiştir artık. Test yaptırmaya devam edecektir. Bu yıllarca sürebilir çünkü ona göre testler yanılmaktadır. Psikolojisi o kadar bozulmuştur ki yaşamına devam etmekte zorlanır. Psikolojik sağlığı beden sağlığını da tehdit edecektir. İnternette aids belirtisi olarak okuduğu hastalıkları yaşamaya başlar. Çevresindeki kişilere hiv bulaştırdığına da inanacaktır. Hiv in bulaş yollarını, risklerini ve test sonuçlarını hatırlatmak onu ikna etmez. Pek çok kaynaktan araştırmalar yapar. Enfeksiyon doktorlarına gider, derdini anlatmaya çalışır ama artık onu kimse dinlemek istemez. Bu kişilerin akıllarına psikolojik yardım almak aklına gelmez. İçine düştüğü durumun aslında fiziksel bir durum değil de psikolojik bir durum olduğuna inanmaz.

Hiv ya da aids fobisi yaşayan kişiler aşağı yukarı bunları yaşarlar. Peki bu fobiyi tetikleyen unsurlar nelerdir? Ben kişisel olarak bunu hiv/aids hakkındaki toplumsal ön yargılarımıza bağlıyorum. Hiv/Aids hakkında yanlış bildiklerimiz bizleri hiv fobisi batağına sürüklüyor. Kişilerin inançları, kültürel çevresi ve din  aids korkusunu besleyebiliyor. Toplumsal olarak yanlış kabul edildiğine inandığımız bir şeyin cezası olarak düşünülüyor "aids olmak". Hiv fobisi yaşayan kişiler yanlış olarak kabul ettikleri bir davranışları sonrasında (örneğin eşi aldatma, eşcinsel bir ilişki yaşama gibi) cezalandırılmayı bekliyor. Hiv pozitif olmasalar da yaşadıkları bu korkuyla kendilerini cezalandırmış oluyorlar.

Hiv fobisi yaşayan kişiler yardımcı olur mu bilmem ama aşağıda yazdığım cümleleri bir kaç kez okusunlar;
  • Hiv pozitif olmak bir ceza değildir.
  • Hiv belli grupların hastalığı değildir.
  • Hiv pozitifler suçlu değildir.
  • Hiv kronik bir sağlık sorunudur. Ölümcül değildir.
  • Sosyal ilişkilerle hiv bulaşmaz.

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!

1 Kasım 2011 Salı

HIV ve AIDS Belirtileri

HIV ve AIDS belirtileri olarak tanımlanan pek çok rahatsızlığın diğer hastalıklar sebebiyle de oluşabileceğinin vurgusunu yaparak konuya girmek istiyorum. Çünkü kişiler internet üzerinden edindikleri bilgilerle aids tanımlayıcı hastalıkları okuyup "aids mi oldum, hiv pozitif miyim" demeye başlıyorlar. Oysa ki yaşadıkları rahatsızlık sıradan bir grip olabiliyor. Özellikler hiv ve aids fobisi olan kişilerde aids belirtilerine ilişkin bilgiler edinildikten sonra psikosomatik olarak bu rahatsızlıklar görülmeye başlayabiliyor. Hatta belki uç bir kıyaslama ama hiv ile yaşayan pek çok kişi deyim yerindeyse güle oynaya yaşamlarına devam ederken hiv ve aids fobisiyle yaşayanlar yıllaca devam eden ızdırap dolu günler geçirebiliyorlar.

Burada yazacağım belirtilerden bazılarını yaşıyor olmanız hiv pozitif ya da aids olduğunuz anlamına çoğu zaman gelmez. Riskli temas ve belirtileriniz var ise yapmanız gereken en doğru şey bir enfeksiyon uzmanına başvurmak ve doğru zamanda hiv testi yaptırmaktır.

Akut enfeksiyon dönemi:

Hiv ile enfekte olmuş kişilerin yaklaşık %70 inde 2-4 hafta arası bazı belirtiler görülür. Buna akut enfeksiyon (başlangıç enfeksiyonu) dönemi denir. Vücut dışarından gelen bu yabancıya karşı henüz antikor oluşturmamıştır ve bu yabancı hızla çoğalarak bazı hastalık belirtilerine neden olur. Bunlar;

Ateş(%96)
Yaygın LAP(%24)
Farenjit(%70)
Döküntü(%70)
Myalji ve artralji(%54)
Diyare(%32)
Baş ağrısı(çoğunlukla retroorbital,%32)
Bulantı ve kusma(%27)
HSM(%14)
Pamukçuk(%12)
Nörolojik semptomlar(%12)

Daha sonra vücut antikor üretir ve vücut hiv ile savaşmaya başlar. Hiv miktarı hızla azalarak belirtiler kaybolur ve asemptomatik yani belirtisiz döneme girilir. Bu belirtisiz dönem ortalama 2-15 yıl arası olabilir. Bu dönemde kişiler hiv e bağlı hiç bir sağlık sorunu yaşamazlar. Sadece bazı kişilerde lenfadenopati denilen lef bezlerinin büyümesi görülebilir.

Erken semptomatik dönem:

Artık yıllar geçmiş ve vücut savunma gücünü büyük ölçüde kaybetmiştir. Bu evrede;

Ateş,
Açıklanamayan kilo kaybı,
Tekrarlayan diyare,
Halsizlik

gibi belirtiler görülebilir.

Geç semptomatik dönem:

Bu dönem Aids evresi dediğimiz dönemdir. Bağışıklık sistemi vücudu koruyamaz hale gelmiştir. Bu dönemde;

Çeşitli fırsatçı enfeksiyonlar,
Aids ile ilişkili erime,
Nöropati,
Anemi,
Lökopeni,
Trombositopeni

ve bazı kanserler görülebilir.

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!