BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?

Dünyada yaklaşık 10 milyon HIV pozitifin ilaçlara erişimi olmadığı için çaresizce ölümü beklediğini, oysa ki tedavi gören HIV pozitif bir kişinin herkes kadar sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdürebileceğini...
hiv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hiv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Aralık 2016 Salı

Dünyada Her 10 HIV Pozitiften 4'ü Durumunu Bilmiyor


Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi(ECDC), AB ülkelerinde her 7 HIV pozitiften 1’inin virüsü taşıdığından habersiz olduğunu tahminlediğini açıkladı. Buna göre, AB ülkelerinde toplamda 810.000 HIV ile enfekte kişi bulunmakta ve bunların 122.000’ini HIV pozitif olduğunu bilmemektedir.

AB ülkelerinde, HIV bulaşı ile tanının belirlenmesi arasında ortalama 4 yıl bulunmakta ve HIV pozitiflerin yarısının ileri evrede tanı almaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü’nün(DSÖ) global tahminleri ise ECDC’nin AB ülkeleri için yaptığı tahminlemeden biraz daha karamsar. DSÖ’ye göre HIV ile yaşayan 37 milyon kişiden %40’ı HIV statülerinden habersiz...

Türkiye’deki durum ne?


Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilerle, HIV ile enfekte olan kişi sayısı 1985’ten bu yana toplam 13.766 kişi. Bu sayının 1661’i ise 2016 yıl içinde tanı almış.

Son 10 yılda yeni HIV enfeksiyonu artış oranı olan %450 ile bütün ülkeleri geride bırakmışız.

Sayılar bir yandan hızla artarken diğer yandan Türkiye’de kaç kişinin HIV pozitif olduğunu bilmediğini bilmiyoruz. Bu sebeple HIV şüpheniz varsa, lütfen, hastanelerin enfeksiyon hastalıkları bölümüne giderek, HIV testi yaptırın. Kimlik bilgilerinizi açıklamadan test yaptırmak isterseniz İstanbul’da Şişli Belediyesi ve Ankara’da Çankaya Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’ne gidebilirsiniz. Tanı alırsanız aşağıdaki adresler üzerinden bizimle iletişim kurmaktan lütfen çekinmeyin.

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!

25 Ağustos 2016 Perşembe

Partnerler Arasında HIV Bulaşı Sıfır

Partnerler Arasında HIV Bulaşı Sıfır

Yeni bir araştırmaya göre antiretroviral tedavi alan ve vücudunda virüs baskılanmış olan HIV pozitif kişiler cinsel ilişkilerinde daha rahat olabilirler. PARTNER araştırması öncesinde viral yükü baskılanmış olsa dahi HIV pozitif kişilerin kondomsuz anal ya da vajinal ilişkiye girmeleri durumunda partnerlerine HIV bulaştırma riskleri olduğu söyleniyordu. Teorik açıdan ifade edilen bu risk bu araştırma ile büyük ölçüde çürütülmüş oldu.

PARTNER araştırması 2010-2014 yılları arasında yapıldı ve çalışmaya 14 Avrupa ülkesinden eşlerden biri HIV pozitif, diğeri ise HIV negatif olan 1.166 çift dahil edildi. %40’ı gay ve %60’ı heteroseksüel olan bu çiftler toplamda 58.000 kez kondom kullanmadan vajinal ya da anal ilişkiye girdiler. HIV taşımayan partnerlere yapılan rutin HIV testleri sonucunda eşinden virüsü alan herhangi bir kişi belirlenmedi. Yani virüsü baskılanmış olan HV pozitif kişiden HIV bulaşma riski sıfır olarak tanımlandı.

Araştırma boyunca 11 HIV negatif kişide HIV tespit edildi ancak yapılan genetik testler sonucunda bu kişilerin HIV’i partnerlerinden değil de üçüncü bir kişiden aldıkları belirlendi.

Daha önce sadece heteroseksüel çiftler üzerinde yapılan çalışmalar olmuştu. İlk kez gay çiftleri de kapsaması ve bulaş riskinin sıfır olarak tanımlanması açısından bir milat olarak kabul edebiliriz bu çalışmayı. Araştırma sadece gay çiftler üzerinde ikinci bir aşama ile 2019’a kadar PARTNER 2 adı altında devam ettirilecek.  

Antiretroviral tedavi (ART) ile virüsü baskılanmış kişilerin herkes kadar sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdürebildiğini uzun süredir biliyorduk. Bu yeni bilgi ise HIV pozitif kişilerin cinsel yaşamlarını daha rahat sürdürebilmelerine olanak veriyor. Fakat uzmanlar hala riskin sıfır olmadığını ve güvenli cinsel ilişki için kondom kullanımının şart olduğunu söylüyorlar. Bence de kondom hala gerekli kendimiz ve eşimizin sadakatinden emin olmadığımız sürece… Çok eşli iseniz ise kondom tartışmasız şart.

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!

6 Ağustos 2012 Pazartesi

İmam AIDS Olursa

Sina Koloğlu'nun, "İmam AIDS Olursa" başlıklı olan Milliyet'teki bugünkü köşe yazısından alıntıdır.

...
Samanyolu Televizyonu’nun vitrin dizisi ‘Farklı Boyut’un kendine özgü senaryosu var. Bunun en son örneği ‘Farklı Boyut’ta (10’uncu bölümde) yer aldı. İmam Eyüp, yüzünün sadece üç yerinde bulunan yaralarla dolaşıyor. Halsiz. Eşi Meryem, tesettürlü (tersi olamazdı!). Onu zorla doktora götürüyor ve gerçek ortaya çıkıyor Eyüp, AIDS. Tabii bunu eşinin yanında ona söylemek doktor için diğer hastalarından (!) daha zor oluyor. Malum, hastalık kan yolundan ya kan alınırken ya da malum şekilde geçiyor. Senaristleri bu konuda taktir etmemek mümkün değil. Çok izlenen kanalların başvurduğu ‘dikkat çeken temalar’ arasında böyle bir şeyi düşünmeleri olanaksız. İşte ‘Farklı Boyut’ ekibi kendi formatları içinde olabilecek en ‘sansasyonel hali’ yakalamışlar. İmamı AIDS yapmışlar. Meryem eşine “Eyüp zina yaptın mı?” diye sorunca, Eyüp “Sen neler diyorsun Meryem” derken adeta yıkılıyor. Çocukları alıp evi terk ediyor Meryem. Hoca derbeder sokaklarda oksijen tüpü ve tekerlekli sandalyeyle dolaşıyor ney eşliğinde. Ve cemaate verdiği son vaazda bir de onlara anlatıyor durumu; “Ben AIDS oldum. Hep uzak durdum, zina etmedim. Af buyurun, zina etmedim. Nasıl bulaştı bilmiyorum” dedikten sonra mesaj veriliyor: Allah’tan gelen bir hastalık. Kabul etmekten başka çare yoktur. Ve bu Eyüp İmam’ın son anları olur. Peki bu durumda meslek imamlık olmasa ne olacaktı? Bu şık her meslek için geçerli mi? Böyle söyleyip yırtmak mümkün mü? Dedim ya ‘Farklı Boyut’ kendine özgü senaryosuyla televizyonda farklı bir yer edindi. Başka hangi dizide imam AIDS olabilirdi?
...

HIV/AIDS temasını işleyen dizilerde, filmlerde nedense HIV pozitif kişi hep AIDS evresindedir ve sonuçta ölür. Avazımız çıktığı kadar "HIV/AIDS öldürmez" diyelim, nafile... Milyonlarca kişiye ulaşan bu yapımlar bizim cılız mücadelemizi yerle bir etmeye yetiyor.

Gerçi imamı ölüme götüren, biraz da eşinin ve toplumun durumuna olan tepkisi olmuş. Bu boyutuyla verilen mesaj doğru ve anlamlı. Toplumsal ayrımcılık, HIV pozitiflerin karşılaşma olasılığının yüksek olduğu bir durum. Toplumsal önyargılardan, ayrımcılık ve damgalamadan HIV pozitifleri koruyacak yasal düzenlemeler olmadığı müddetçe, daha çok HIV pozitifi öldürürüz ya da zaten ölmeden mezara göndermiş oluruz.

Diğer yandan  dizinin sonunda verilen mesajda, imamın durumu "Allah'tan gelen bir hastalık" şeklinde verilmiş. En azından Sina Koloğlu öyle değerlendirmiş. Bu yorum, "HIV sadece ahlaksızların! başına gelmez masumların! başına da gelebilir" gibi bir anlam taşıyor. Toplumsal belleğimizde HIV ile ilişkilendirdiğimiz gruplar belli. Bunlar dışındaki bir kişi, örneğin imam HIV pozitif olduğunda "Allah'tan gelen bir hastalık" oluyorken diğerlerine "Hak etmiş, ahlaksız" deyiveriyoruz. Çünkü yapmayı en sevdiğimiz şey kategorize etmek...damgalamak...

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!

28 Temmuz 2012 Cumartesi

HIV Pozitif Bebek Y.O. Şimdi 16 Yaşında Ama...

Her şey 1996 yılında başladı. İzmir'de dünyaya gözlerini açan minik Y.O.'nun yaşamı, Kızılay'dan alınan kandan, kendisine HIV bulaşmasıyla altüst oldu. İlkokula başladığı gün dışlandı, veliler çocuklarını okula göndermedi. Dramı günlerce gazetelere konu olan Y.O, ne olduğunu anlamış değildi. Yaşananların ardından hukuk mücadelesi başlatan ve AİHM'e başvuran ailesi, 2010 yılında sona eren davayla Türkiye'yi 378 bin euro tazminata mahkum etti ve bir de 'ömür boyu bedava ve tam tedavi masraflarının karşılanmasına'...

Y.O., şimdi 16 yaşında... Pırıl pırıl, yakışıklı bir lise öğrencisi. Resim, müzik ve tasarımla ilgileniyor. Üniversitede bunlarla ilgili bir bölüm okumayı istiyor. Arkadaşlarıyla birlikte sergiler açıyor, org ve gitar çalıyor. En sevdiği şarkı Erkin Koray'ın efsane parçası 'Öyle Bir Geçer Zaman ki'... Çocukken kendisiyle aynı okulda okumak istemeyen, oyun oynamaktan kaçan arkadaşlarına kırgınlığı sürüyor.

Akşam Gazetesi'nden Melis Apaydın'a konuşan anne Neşe O., oğlunun ilk kez ortaokulda aşık olduğunu belirterek, şöyle konuştu: Kız arkadaşlarıyla internette konuşmayı tercih ediyor. Dışarı çıkmaktan çekiniyor. Evlenmeyi kesinlikle istemiyor. Korkuları çok büyük. İleride Türkiye'yi terk edip yurt dışında yaşamayı planlıyor. Oğlunun bir kardeşi olmasını çok istediğini belirten anne Neşe O., 'Çocukken yaşadığı dışlanmışlık kalbinde yaralar açtı. Onu her zaman anlayacak ve yanında olacak bir kardeşi olmasını çok istedi. Fakat benim sağlığım buna müsaade etmedi. Oğluma önyargıyla yaklaşmayan, bir kardeş gibi yanında olacak dostları olmasını istiyorum' diyor.

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!

27 Temmuz 2012 Cuma

Yunanistan'da Krizin Yeni Adı: HIV

Yunanistan'daki finansal kriz sonrası ülkede özellikle damar içi madde kullanıcıları arasındaki HIV yayılımında önemli bir artış olduğu belirtildi. Yunanistan Hükümeti mali kriz öncesinde damar içi madde kullanıcılarına yönelik yürüttüğü şırınga değişim programını bütçe kısıtlaması sebebiyle durdurmuştu. Bu programda kişiler kullandıkları şırıngaları vererek yerine kullanılmamış şırınga temin edebiliyorlardı.

11 milyon nüfuslu Yunanistan'da Sağlık Bakanlığı'na kayıtlı 12.000 HIV pozitif bulunuyor. Ancak 2010 yılında HIV pozitiflik oranı %60 oranında arttı ve bu artış oranı damar içi madde kullanıcılarında %1500'ü buldu.

Damar içi madde kullanıcısı ve HIV pozitif olan Marilena adlı bir kadın insanların yeme-içme ve uyuşturucu madde ihtiyacını karşılamak için seks işçiliği yaptığını ve bu kişilerde HIV pozitiflik oranının tahmin edilenden de yüksek olduğunu söyledi. Seks içciliğinin özellikle Atina'nın ara sokaklarında iyice yayıldığını ve 5 Euro ve hatta 2 Euroya bile insanların bedenlerini sattıklarını ifade eden Marilane bu ilişkilerde kondom kullanılmadığının da altını çizdi.

Uzmanlar, Yunanistanın'ın şırınga değişim programını yeniden başlatması gerektiğini ve bunun yapılmaması durumunda önümüzdeki yıllarda Yuananistan'da HIV yayılımında çok daha ciddi artışlar görülebileceğini belirtti.

Kaynak: NPR

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!

21 Temmuz 2012 Cumartesi

HIV/AIDS Hakkında Bilinmesi Gereken 10 Şey

1. HIV, insan bağışıklık yetmezliği virüsüdür.  HIV, bağışıklık sitemini koruyan hücreleri enfekte eder ve yıllar içinde bu hücreler vücudu savunamaz hale gelir. Vücudun savunma gücünü kaybettiği evreye AIDS denir. Bu evrede 20 den fazla fırsatçı enfeksiyon ve kanserler oluşabilir.

2. HIV, 3 yolla bulaşabilir;
  • Korunmasız vajinal, anal ve oral ilişkiyle
  • Kan ya da organ nakliyle ya da HIV içeren iğne/şırınga ya da diğer kesici aletlerle
  • Anneden bebeğine doğumda ya da emzirme yoluyla.
Kondom kullanmak, HIV geçişini önlemede en etkili yoldur. HIV, hava ile temas ettikten kısa bir süre sonra bulaştırıcı özelliğini kaybeder. Sağlam deriden HIV geçmez. Anneden bebeğe HIV bulaşması tedaviler sayesinde %0,5 ihtimaldir.

3. HIV, sosyal ilişkilerle bulaşmaz. Aynı kaptan yemek içmek, aynı tuvaleti kullanmak, öpüşmek,sarılmak, tokalaşmak, aynı havuzu kullanmak ve sivrisinek ısırmasıyla HIV bulaşmaz.

4.  Yaş, dil, din ve cinsiyet ayrımı yapmaz. HIV herkese bulaşabilir. Dünyada HIV ile yaşayan kişilerin %50'si kadınlardır.

5. Dünyada yaklaşık 40 milyon kişi HIV ile yaşıyor ve her yıl yaklaşık 3 milyon kişi HIV ile enfekte oluyor. Bugüne kadar AIDS'e bağlı hastalıklar sebebiyle yaklaşık 30 milyon kişi yaşamını kaybetti. 

6. HIV tedavisinde kullanılan ilk ilaç 1987 yılında bulundu. 1996 yılında bulunan farklı sınıflardaki ilaçlarla HIV pozitif olmak kronik bir sağlık sorunu olarak kabul ediliyor. Şu an 5 farklı sınıftan 30 civarında HIV tedavisinde kullanılan ilaç mevcut. HIV pozitif bir kişi herkes kadar sağlıklı ve uzun bir yaşam sürdürebilir.

7. HIV pozitif olup, HIV tedavisine erişimi olmayan milyonlarca kişi çaresizce ölümü bekliyor. Her yıl yaklaşık 2 milyon kişi bu sebeple yaşamını yitirmeye devam ediyor.

8. Tedaviye erişimi olan HIV pozitifleri ise hastalık değil ön yargılar öldürüyor. Birleşmiş Milletler'in raporlarına göre HIV pozitifler toplumda en fazla ayrımcılığa uğrayan gruplardan biri.
9. HIV pozitiflerin eğitimleri, çalışmaları, evlenme ve çocuk sahibi olmaları onların yasal haklarıdır.

10. Bilgisizliğin, korkuya ve ön yargıya  dönüşmesine izin vermeyin. HIV/AIDS hakkında bilgilenin ve bilgilerinizi diğer insanlarla paylaşın. 

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!

7 Temmuz 2012 Cumartesi

AIDS'te Tedavi Umudu

HIV’i tanımlayan ve bu çalışmasıyla Nobel ödülüne layık görülen Fransız bilim insanı Francoise Barre-Sinoussi, AIDS'e neden olan virüs için tedavi bulmanın mümkün olduğunu söyledi.

Fransız virüs uzmanı Francoise Barre-Sinoussi tedavinin ne zaman bulunacağı ile ilgili bir takvim çıkaramayacağını ancak bilim adamlarının her gün yeni yararlı buluşlar yaptığını söyledi.
Virüsün 1981 yılında tanımlanmasından bu yana 30 milyondan fazla kişi HIV ya da AIDS nedeniyle hayatını kaybetti. O zamandan bu yana geliştirilen ilaçlar sayesinde artık HIV pozitif kişiler doğru ilaçlara ulaşabildikleri sürece uzun yıllar hayatlarına devam edebiliyorlar.
Profesör Barre-Sinoussi ''Bugün bir tedavi ile ilgili konuşuyor olmamızın nedeni artık bunun mümkün olduğuna dair elimizde kanıt olması'' dedi.
Son günlere kadar araştırmacılar neredeyse HIV’in yok edebilecek bir tedavi bulmaktan ümidi kesmişti ancak iki hasta ile yaşanan deneyimler yeniden tedavinin mümkün olduğunun düşünülmesine neden oldu.
TEDAVİNİN MÜMKÜN OLABİLECEĞİNİ GÖSTEREN ÖRNEKBerlin hastası olarak tanımlanan bir adam kemik iliği nakli sayesinde HIV’den kurtulmayı başardı.
Yine yakın zamanda New Jersey'den 50 yaşında bir adam gen terapisi ile tedavi gördü. Tamamen iyileşmemiş olsa da bu hasta kısa bir süre için de olsa antiviral ilaçlar almaya gerek duymadan virüsü kontrol altında tutmayı başardı.
Prof. Barre-Sinoussi ''Berlin hastasına gelince iki kemik iliği naklinden sonra artık vücudunda HIV bulunmuyor. Bu tedavinin mümkün olduğunu gösteren bir kanıt. Buna daha önce sahip değildik'' dedi.
HIV tedavisi arayışında iki ana yaklaşım bulunuyor. Biri virüsün tamamen vücuttan atılmasını sağlamak ötekisi ise pratik tedavi denilen virüsü vücuttan çıkarmayan ancak kişinin ilaç kullanmadan virüsle savaşabilmesini sağlayan bir tedavi tipi.
Şu an için HIV pozitif olan bir kişinin her gün ilaç kullanması gerekiyor. Fakir ülkelerdeki hastalar ilaçlara ulaşmakta güçlük çekiyor.
YENİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ İÇİN ÇALIŞILIYORProf. Barre-Sinoussi ''Tedavi aramamızın nedeni şu an elimizdeki çözümün çok pahalı ve ulaşması zor oluşu. Ayrıca bazı hastalarda uzun süren ilaç tedavisi komplikasyonlara neden oluyor. Yani yeni yöntemler bulmak zorundayız'' dedi.
2008 yılında Luc Montagnier ile birlikte virüsü buldukları için Nobel Ödülü alan Barre-Sinoussi yakında Uluslararası AIDS Vakfı başkanlığı görevini üstlenecek. Bu yeni görevinde birçok ülkede HIV tedavisi üzerine araştırmalar için çalışmalarına devam edecek. Profesör son dönemde HIV araştırmaları için ayrılmış fonların hızla kesilmeye başladığını ve bu durumun kendisini çok rahatsız ettiğini söylüyor.Ancak fonlar artarsa tedavi bulunabilir mi sorusuna net bir yanıt veremeyeceğini de ekliyor.
Prof. Barre-Sinoussi ''Ben bir bilim adamıyım ve dürüst olmam gerekir. Ve dürüst olarak söylüyorum tedaviyi ne zaman bulacağımızı bilmiyorum'' diyor. 
Kaynak:BBC Türkçe

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!

9 Kasım 2011 Çarşamba

Dünya AIDS Günü Hakkında

Dünya AIDS Günü nedir?

Dünya AIDS günü, 1988 yılından beri 1 Aralıklarda dünyanın ilgisini HIV/AIDS gerçeğine çekmek üzere çeşitli etkinliklerin düzenlendiği gündür. HIV ile yaşayan kişileri desteklemek, AIDS sebebiyle yaşamlarını kaybedenleri anmak, topluma HIV/AIDS ile ilgili doğru bilgileri aktarmak gibi misyonlarla etkinlikler gerçekleştirilir.

Dünya AIDS Günü neden önemlidir?

Tüm dünyada 33 milyon kişi HIV ile yaşamaktadır ve 1981 yılından günümüze 30 milyon kişi AIDS sebebiyle yaşamını kaybetmiştir. Dünya tarihindeki en yıkıcı salgınlardan biri olmuştur. Buna karşın kişiler HIV'in nasıl bulaşıp nasıl bulaşmadığını hala bilmemektedir. HIV ile yaşayan kişiler toplumdan dışlanmaktadır. HIV, tedavilerle kronik bir sağlık sorunu haline gelmesine rağmen hala milyonlarca kişi bu tedavilere erişememektedir. Dünya AIDS günü toplumları bilgilendirmek, hükümetlere sorumluluklarını hatırlatmak ve HIV ile yaşayan kişilere destek olmak için iyi bir fırsattır.

Dünya AIDS Günü'nde ne yapabilirim?

Türkiye'de 1 Aralık Dünya AIDS Günü etkinlikleri Pozitif Yaşam Derneği öncülüğünde organize edilmektedir. Bu organizasyonun en kapsamlı etkinliği Beyoğlu/İstanbul'da gerçekleştirilen yürüyüştür. Bu yürüyüşe katılabilirsiniz. Ya da HIV/AIDS'in sembolü olan kırmızı kurdeleyi gün boyunca yakanıza takarak günün önemini çevrenizdekilerle paylaşabilirsiniz.

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!

30 Ekim 2011 Pazar

AIDS Nedir?

AIDS, İngilizce Acquired Immune Deficiency Syndrome kelimelerinin ilk harflerinden oluşur. Türkçe karşılığı Edinilmiş Bağışıklık Yetmezliği Sendromu'dur. Eids diye okunur.

Kelimeleri tek tek incelersek;

EDİNİLMİŞ - Kalıtsal olarak geçmez ancak sonradan edinilebilir.

BAĞIŞIKLIK YETMEZLİĞİ - Vücudumuzun dışarıdan gelen mikroplara karşı bir savunma mekanizması vardır. HIV, vücudun savunma gücünü azaltarak zaman içinde yok eder ve bağışıklık yetmezliğine neden olur.

SENDROM - AIDS tek başına bir hastalığı tanımlamaz, sendromdur. Yani birbirleriyle ilişkisiz görünen ancak ortak bir nedene bağlı belirtiler ve şikayetler bütünüdür.

HIV pozitif olan kişiler eğer tedavi olmazlarsa yıllar içinde AIDS evresine gelerek pek çok hastalıkla karşı karşıya kalırlar. Bu evrede fırsatçı enfeksiyonlar ve çeşitli kanserler görülebilir. Bağışıklık sistemi tamamen savunmasız bir durumda olduğu için bu enfeksiyonlardan ya da kanserlerden herhangi biri sebebiyle kişiler yaşamlarını kaybedebilirler.

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!

HIV Nedir?

HIV, İngilizce Human Immunodeficiency Virus kelimelerinin ilk harflerinden oluşur. Türkçe karşılığı ise İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü'dür. AIDS virüsü ya da AIDS'e neden olan virüs olarak ta tanımlanmaktadır.

Kelimeleri tek tek incelersek;

İNSAN - Hemen her canlı türünde bağışıklık sistemini yetersiz hale getiren virüsler bulunur. Örneğin kedilerde de FIV (Felis Immunodeficiency Virus) adı verilen virüs bulunabilir. HIV sadece insanları etkilerken diğer canlılardaki bağışıklık yetmezliği virüsleri insana bulaşmaz.

BAĞIŞIKLIK YETMEZLİĞİ - HIV, vücudumuzu dışarıdan gelen mikroplara karşı savunan CD4 hücrelerimize saldırır ve kendini çoğaltmak için CD4 hücrelerini kullanır. Vücudun savunma gücünü yani CD4 hücrelerini yıllar içinde azaltarak yok eder ve bağışıklık yetmezliğine neden olur.

VİRÜS - HIV, virüsler ailesinin bir alt kolu olan retrovirüsler grubundadır. Retrovirüsler kolaylıkla mutasyona uğrayabilmeleriyle tanınırlar. Tedavi edilebilmeleri mutasyon kabiliyetleri sebebiyle oldukça güçtür.

Pozitifiz Facebook sayfasını takip edin!